Gri Gündem

KASIM DOSYASI: Gricreative’de Bu Ay Kimler Doğdu?

Havaların soğuduğu şu günlerde, Gricreative’in Kasım çocukları ile sıcak bir sohbet yaptık. Hoş geldiniz.

KASIM DOSYASI: Gricreative’de Bu Ay Kimler Doğdu?

Cem Parlar / Digital Designer

Kısaca seni tanıyabilir miyiz?

1993 Lüleburgaz doğumluyum. Ataşehir Anadolu Lisesi’ni kazanana kadar da orada yaşadım. Sonrasında Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat Tasarım Fakültesi Visual Communication Design bölümünü kazandım. Zorlu bir 6 yıl sonunda da mezun oldum.

Daha sonra da iş yaşamı için İstanbul’da kalmaya devam mı ettin?

Tam öyle oldu denemez. Okula devam ettiğim dönemlerde çalışıyordum zaten. Uzamasının sebebi biraz da bu oldu. Sonuç olarak okul bitince burada kalmaya devam ettim. Yaklaşık bir sene bir ajansta çalıştıktan sonra Hammurabi Games’te sanat yönetmeni olarak işe başladım.

Çok iyi. Hangi oyun bu?

Kebab World. Beş milyona yakın indirildi. Gurur duyduğum bir iş oldu. Bunun dışında hala basılı kutu oyunları yapıyorum.

Beklenen soruyu sorayım, Gricreative yolculuğun nasıl başladı?

Oyun yapmaktan sıkıldım. Oyun yapmak aşırı keyifli bir şey ama kısa sürede kendini tekrar ediyorsun. Gün sekiz saatse ben bunun yarısında lahmacun tasarlıyordum. Oyun tuttuktan sonra yeni bir oyun projesine girişilmeyince orada zamanımın dolduğunu düşündüm. Bir yıl bir aydır da buradayım.

Cansu Aynur / Account Executive

Yaklaşık olarak dört aydır Gricreative’de marka departmanında çalışıyorum. 2014 Kocaeli Üniversitesi Reklamcılık Bölümü mezunuyum.

Pek ala, kurguyu başa alalım. En başa.

İstanbul’da doğdum. Üniversiteye kadar da hep buradaydım. Gerçi okula da İstanbul’dan gidip geldim. Üç ay sahada pazarlama tecrübem oldu. O işi sevemeyince dijital tarafta olmaya karar verdim. Böylece Alice BBDO’da strateji departmanında staja başladım. Stajım bittikten sonra çeşitli yerlerde üç buçuk yıl kadar sosyal medya departmanında çalıştım. Rhino Runner’da sosyal medya yanında marka yöneticiliği de yapmaya başladım.

Sosyal medya yanında zaten bir şekilde marka yapıyor oluyorsun. Bir de butik bir ajans olunca basılı işleri de yönetiyordum. Fotoğraf çekimleri de yaptım editörlük de. Styling bile yaptım. Rhino’da geçen bir buçuk yılın ardından artık tek bir işle, marka ile uğraşmak için buradayım.

Geçen dört ayın ardından ne söyleyebilirsin?

Ajans işleri her zaman bir kaos içindedir. Kaçınılmaz. Gricreative’de de klasik ajans kargaşası içindesin ama burada organize bir çalışma sistemi var. Zamanla yarışıyorsun ancak gerçek deadlinelar verebiliyorsun. İş takibi ve organizasyonu için sürekli toplantılar düzenliyoruz. İşim dolayısı ile çalıştığım ekiplerin motivasyonu çok önemli. Bunun sağlayabilmek için önce kendim motive olabilmeliyim. İşinizi sevdiğinizde bu kendiliğinden sağlanıyor.

Zeynep Köse / Admin Manager

16 Kasım Bursa doğumluyum. Tam bir akrep kadınıyım.

Bize akrep kadınını anlatır mısın?

Mükemmeliyetçidir, içinde bulunduğu her şey olması gerektiği gibi, mükemmel olmalıdır. Acelecidir. Çoğu zaman güneşli, huzurlu bir günde ajans içinde tozu dumana karıştıran koştur koştur iş yetiştirmeye çalışan biri olarak görebilirsiniz akrep kadınını.

Görüyoruz… Devam edelim, yolculuğundan bahseder misin?

Muhasebe benim için keyifli bir yapboz aktivitesinden farksız. Sayılarla uğraşmayı, matematiği seviyorum. Üniversitede de muhasebe bölümünü okudum. İlk olarak Bursa’da banka sektörüne başlamayı düşünüyordum. Ne kadar koşturmayı seven bir insan olsam da koşturmak istediğim alan bankacılık değildi.

Bursa dönemi burada bitiyor sanırım.

Evet, İstanbul her zaman benim hayallerimin şehriydi. Teyzelerimin ön ayak olması ile 2007 yılında İstanbul’a yerleştim. Bir süre onlarla çalıştıktan sonra Bilim Üniversitesi’nde işe başladım. Üç yıl keyifli bir alan yaratmış olsam da hayatımda 500T gibi bir gerçeklik vardı. Bu uzun yolculuklarda plan yapmak için oldukça fırsatın oluyor. Kafe işletmeciliği yapmak için oradan ayrıldım. Keyifli zamanlardı ama muhasebe bilince o kadar da gözünü karartamıyorsun. Baktım, rakamlar aşağı gidiyor ve kurtarılacak gibi değil, erkenden kapattırıp kurtardım patronumu.

Ve böylece Gricreative yolculuğu başladı.

4 Temmuz 2012’den beri buradayım. Benim için, profesyonel yaşamın getirdiği bir aile burası. Kına gecemi dahi burada birlikte yapmıştık. Böyle bir aile sevilmez mi?

Bu sekiz yılın ardından söylemek istediğin bir şey var mı?

Ben buradan emekli olurum.

Meral Etisoy Geyikçi / Project Supervisor

Bize Meral’den bahsedebilir misin? Ne zaman doğdun, nerelerde okudun, bu işe ne zaman adım attın?

1984 yılında doğdum. 5 yaşımdan beri İstanbul’dayım. Kadıköylüyüm. İlkokul mahalle mektebi, ortaokul ve lise Bilfen Koleji, üniversite Marmara İşletme. 2008 yılından beri ‘ajans insanı’yım. İlk başta tasarımcı olma sevdasındaydım, sonra kendimi proje yönetiminde buldum. Planlama konularına ailemden gelen bir yatkınlığım var ve ailemde hiç tasarımcı yok. Dolayısıyla, tasarım konusunda şansımı kaybettim. Ama yaptığım işi çok seviyorum.

Peki Gricreative yolculuğun nasıl başladı ve buraya dair senin için önemli olan nedir?

2013 Eylül ayında Gri ailesine katıldım. Anadolu yakasında evime yakın bir ajans buldum diye hemen başvuru yaptım. Sonra iki hafta içinde anlaştık ve hızlıca işe başladım. Burası bana uğurlu geldi diyebilirim. Gricreative’de nişanlandım, evlendim, çocuk sahibi oldum. Bu arada ajansımız hakikaten matchmaker özelliği ile tanınıyor.

İlk görüşmeye geldiğimde bana sormuşlardı, çalışma ortamında senin için önemli olan nedir diye. Ben de ‘barış içinde çalışmak’ demiştim. Burada bunu sağlayabiliyoruz. Huzur bozanlar doğal seleksiyonla eleniyorlar. Tabi ki her zaman her şey yolunda gitmiyor ama zaten sorun çözmek bizim işimizin bir parçası.

Okuyucular için eklemek istediğin bir şey var mı?

Bence İstanbul’da yaşayan herkes YouTube’dan bol bol ‘nasıl sabırlı olurum’ videosu izlemeli. İşimiz zor, beklemeye tahammülümüz yok. Ama beklemeyi öğrenmemiz gerekiyor. Çünkü burası İstanbul. Trafik var, asansör sırası var, Starbucks’ta kahve sırası var… Aşırı hızdan başımız dönecekken, buralarda durmak zorunda kalıyoruz. Kendime de söylüyorum bunu, bazen durmak ve beklemeye razı olmak gerekiyor. Buna alışırsak daha rahat yaşayabileceğimizi düşünüyorum.

Tüm okuyucularıma Pearl Jam’dan I’m mine isimli parçayı armağan ediyorum.

Hadi
Tanışalım