Gri Gündem

Markalar nefret edenleriyle yaşamayı öğrenebilir mi?

Nefret edilmek zannedildiği kadar kötü bir şey olmayabilir.

Markalar nefret edenleriyle yaşamayı öğrenebilir mi?

Beğenilmek, insanlık tarihi boyunca önemli olmuştur ve reklamcılığın en önemli amaçlarından biridir.

Reklamcılık alanında tek amaç, herkesin hayran olduğu markalar oluşturmak, konuşulan reklamlara imza atmaktır.

Fakat bunun önünde iki büyük engel göze çarpar. Birincisi, yirmi birinci yüzyılda internet ve fikirlerin dile getirildiği sayısız platform sayesinde, markaları küçümseyici bir şekilde hedef almak çok kolaylaştı. İkincisi ise, herkesin hayran kalacağı işler ortaya çıkarmak bir yerde imkansız. Herkese hitap etmeye çalışırken, yolun sonu kimseye hitap etmeyen reklamlara çıkabiliyor.

Nefreti dozunda kullanmak, akıllıca bir yöntem olarak kabul ediliyor. Sadece iyi reklamcılık için değil, yanlış bilgiyi durdurmak ve uzun vadede var olmak için akıllıca bir strateji olarak uygulanıyor.

Markalar, son zamanlarda, kendilerine yönelik olumsuz yorumları, dikkat çekmek veya insanların görüşlerini değiştirmek için bir fırsat olarak kullanıyorlar. Bu yeni yöntemin adı “hatevertising” (nefret reklamcılığı!).

Bir düşüncenin arkasında durmak, bazı insanların bundan hoşlanmama olasılığını da beraberinde getirir; her etki bir tepki doğurur. Markalar, kendi ürünlerini zaten almayacak müşterileri gözden çıkararak, sadık müşterilerini daha çok kendilerine bağlıyorlar.

Aynı markalar eleştirilere yanıt vermeyerek, nefret edenlerin kendilerine dokunamayacağını da düşünüyorlar. Ancak, bu tercihin zaman içinde eleştiriyi daha da körükleyerek, potansiyel tüketicilerle marka arasındaki bağı tamamen koparabileceğini düşünenler de var.

Kaynak: https://www.thedrum.com/opinion/2023/08/30/brands-cant-be-liked-everyone-embrace-your-haters

Hadi
Tanışalım